Alternative content

Get Adobe Flash player

Bizim dizide kavga dövüş yok

Bunca macera, entrika, aşk konulu dizilerin içinde sessiz sakin 100’üncü bölümüne geliverdi “Papatyam”. Bana da kendi halinde devam eden bu dizinin setine konuk olma görevi düştü. Usta oyuncu Metin Akpınar ve ‘biricik papatyası’ Nilgün Kasapbaşoğlu’yla gerçekleşen sohbet kahkaha doluydu.

02 Mayıs 2011 Pazartesi 12:51

metin akpınar nilgün kasapbaşoğlu pınar yılmazerler pinarabla.com

PINAR YILMAZERLER



100 bölümdür her gün aynı sete geliyor olmak, sözleşmenin altına atılan imza harici neden keyif veriyor size?

Metin Akpınar: Sanat bir disiplin işidir. Bu söylediğiniz olayı 50 senedir yapıyorum ben. Tiyatroda aktif olduğum dönemler dahil, eğer organ kaybınız, can kaybınız yoksa belli bir saatte her gün bir yerde olacaksınız. O yüzden ben randevularıma çok sadığımdır. Bu işi de severek yapıyorum. Severek yapılan iş mutluluk verir.

 

“Papatyam”ın ortamı nasıl peki?

Metin Akpınar: Papatyam her bahar açıyor. Gene bahar geldi. Gene açıyor. Şaka bir yana; biz yaptığımız işten çok mutluyuz. Özellikle de sanat tüketicisinin bize olan bağımlılığı, sevgisi, biriken saygısı ve bunları ifade ediş şekilleri bu işin zevkini artırıyor. Mesela geçenlerde izleyenlerden biri; “Bu dizi biterse ben ölürüm” diyor. Arkadaşı da cevap yazmış; “Dizi tatile girecek. Sonra yine devam eder, o zaman ölürsün.” Gerçekten çok keyif verici bir şey. Geçenlerde bir bölümde ben hasta oldum. “Metin Ağabey hasta olmasın, rol de olsa onu öyle görmek istemiyoruz” diyorlar. Sevgi ve saygı bu boyutta birikince doğrusu buraya zor koşullarda da olsa her gün gelmek bizi mutlu ediyor.

 

Hayattaki en büyük zenginliktir herhalde değil mi; hiç tanımadığınız insanların gönlünde taht kurmak…

Nilgün Kasapbaşoğlu: Sevgiden öte, tabii bunda ustamız Metin Ağabey’in payı çok büyük, müthiş bir saygı görüyoruz. Saygı insanı daha da mutlu ediyor. Bize şöhretli diye sarılmıyorlar, saygı duyarak sarılıyorlar.

Metin Akpınar: Eğer siz halkınızı aldatmazsanız, onlara yalan söylemezseniz, onları kandırmazsanız, onların lehine bir şeyler üretirseniz, biraz kuşku yaratmak, onları bir daha düşünceye sevk etmek, bir ara vicdan muhasebesi yapmalarını sağlamak, bu gibi şeyleri eğer veriyorsanız toplumunuza, onlar sizi hep seviyorlar, sayıyorlar. Ve bu yıllardır devam ettiği için de güvenilir oluyor.

 

Gerçekten güvenilirsiniz ki; çok sık ekranlarda olmasanız dahi insanlar sizi unutmuyorlar.

Metin Akpınar: Bu çok güzel bir şey. Galiba bizim yaptığımız işlerden kaynaklanıyor. Ben 70 yaşındayım. Diyorlar ki; “Tiyatro zamanlarınızı özlüyoruz. Yine yapmayacak mısınız?” Sahneye çıkacak halimiz kalmadı ki! Ama böyle söylenmesi çok keyif veriyor. 6 tane video kasedimiz var. 17-18 yıldır genç nesil sahnede bizi görmüyor. Televizyondan veya sinemadan eski filmlerden izliyor. Gençlerin özlemesi çok güzel tabii.

 

Bir de kuşak farkı var derler ama 2011 gencine de hitap ediyorsunuz demek ki!

Nilgün Kasapbaşoğlu: Ama söylenen şeyler hiç değişmiyor. O senelerde oynadığınız oyunları şu gün oynasanız, yine sorunlar aynı.

Metin Akpınar: Burada tabii trajikomik bir durum var. Ya biz çok öngörü sahibi sanatçılardık, ya da bu toplum hiçbir yere gitmedi. Tabii bunu inkar etmek yanlış olur epey bir yere geldik. Halledilmesi gereken çok sorun var ama bir şeyler de oldu.

 

Mesela dizide herkes iyi kalpli… Hayata baktığımızda bu kadar çok iyi insan var mı?

Metin Akpınar: İyilik kötülük insanda müşterek var. Bu bir tercih meselesi. Eğer insan alt beyniyle hareket ediyorsa o biraz daha hayvana yakın, daha ilkeldir ve onun içinde öldürme içgüdüsü de, düşmanlık içgüdüsü de var. Ama korteks biraz gelişmişse, artık kendini kontrol edebiliyorsa, buna bilgi birikimi de eklenmişse o zaman o insan iyiliği tercih etmiştir. Ancak zayıf anlarında belki öfkeyle, kinle o iyilikten çıkabilir ama genelde muhafaza edebiliyor. Bizim seçtiğimiz tipler genellikle örnek olma bakımından iyiliği seçmiş tipler. Bunların iyiliğini vurgulamak için de bunların arasına kötüleri katıyoruz dönem dönem ama onlar yaşamıyorlar. Geliyorlar gidiyorlar, çark onları çiğniyor, atıyor. Bunu küçük bir ülke bağlamında düşüyoruz tabii keşke ülkede de böyle olsa.

 

Sizi yıllar önce “Hanımlar sizin İçin”den hatırlıyorum. Ondan sonra hep tiyatro oyunlarınız devam etti. Yıllar sonra da ekrana dönüşünüz “Papatyam”la oldu değil mi?

Nilgün Kasapbaşoğlu: Evet ben de 48 senedir şehir tiyatrosu sanatçısıyım. İnsan belli bir yaştan sonra biraz seçici oluyor. Belki de benim şanssızlığımdı, gelen tekliflerin bir kısmı iyi değildi. Bir kısmı da şehir dışındaydı. Ve benim oyunum varken, şehir dışına gidemem. Öyle bir terbiyeyle yetiştirilmişim ki; giden arkadaşları kınamıyorum ama bana uygun değil. Ben orada uçaklarla oyuna yetişemem, kalpten giderim. O yüzden denk düşmedi. Ama kim bilir belki de iyi ki denk düşmedi, böyle bir ustayla 3 senedir göz göze oynamak benim için bir lütuf. Geçen gün Metin Ağabey’im bir onur ödülü aldı İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan, öyle muazzamdı ki her şey, herkes ayakta alkışlıyordu. Ben de dedim ki: “Tanrım ne şanslıyım böyle bir ustayla 3 senedir göz göze, el ele oynuyoruz.”

 

Dizide evlilik programında birbirinizi buldunuz, evlendiniz. Evlilik programlarından bu kadar seviyeli bir evlilik çıkar mı normal hayatta?

Metin Akpınar: Çıkar tabii size bağlı. Biz zaten o programı bir sıçrama tahtası olarak aldık. Büyük popülasyonu baştan yakalamak için aldık. Çünkü herkes keyifle izliyordu onları. Oradan kurulan bir prodüksiyon ama işleyişi farklı. Birbirlerini sevdiler çünkü birbirlerine ihtiyaçları da vardı. Yoğun bir aşktan söz etmek olası değil tabii. Bu ihtiyaçlar sağlıklı karşılandığı için sevgi doğdu ve aşık oldular. O yüzden devam ediyor ve biz de böyle olsun istiyorduk. “Papatyam”ın tanıtımında ‘Bir yastıkta iki yalnız’ yazar. İnsan evrende her zaman yalnızdır. Hele ki belli bir yaş seviyesi geldikten sonra bu yalnızlık giderek artar. O yüzden onu paylaşacağınız, elini tutacağınız, hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde birlikte olacağınız bir cana mutlaka ihtiyacınız vardır. Onu yakaladı Feride ve Necati. Ki Necati bu konuda deneyimli olmasına rağmen Feride’ye biraz tutuldu galiba.

 

Nilgün Hanım bu arada sizin gençlik sırrınız nedir?

Metin Akpınar: Feride’ye ben iyi bakıyorum ama Nilgün’ü soruyorsan o anlatsın.

Nilgün Kasapbaşoğlu: Bana da çok soruyorlar ama ben hep neşeliyimdir. Her şeye gülerek bakarım. En üzüntülü anımda gülecek bir şey bulmaya çalışırım. Yaşamayı seviyorum. Keyif almayı seviyorum. Bir de bu meslek de bizi biraz genç ve dinç tutuyor. Çünkü hakikaten bu işi yaparken çok okumak, araştırmak, seyretmek, gezmek zorundasınız. Ben o yüzden emeklilik diye bir şey kabul etmiyorum. Ama maalesef 65’e gelince bizi tiyatrodan yolluyorlar. O yüzden genç aktris, aktör kardeşlerimize bizim yaşımızdaki rolleri canlandırmalarını saçlarına pudra sürerek sağlamaya çalışıyorlar. O da müsamere gibi oluyor. Bu işin yetkililerine sanatçının emeklisi olmaz diye anlatamıyoruz yıllardır.

Metin: Nilgün gerçekten iyimser yaklaştığı için serotonin hormonu normalden fazla salgılanır. Bu çevresine de etki ediyor.

 

Siz neden bizi sesinizden mahrum ettiniz yıllarca? Bu konuda hala kararlı mısınız?

Metin Akpınar: Ben mahrum etmedim. Sadece şarkı söylemenin taklidini yapıyorum, eğitimini almadım çünkü.

 

Taklitse merak etmeyin çok taklit yapan var.

Metin Akpınar: Ben biraz şanslıyımdır o konuda. Benim yaşadığım evde Hafız Kemal’ler, Hafız Yaşar’lar çalınırdı. Kulağımız o nağmelerle dolu. Sanata gelince de çok büyük üstatlarla birlikte oldum, bilgiler aldım. Klasik Türk Musikisi konserlerine de hep giderdim. Bir de bugün herkesin gıptayla baktığı, adından söz ettiği isimlerle beraber meşk ettim. Müzeyyen Abla’yla (Senar), İnci Hanım’la (Çayırlı)… Bunların ucu bucağı yok. Nevzat Hocam’dan (Atlığ) çok şey öğrendim. Büyük katkısı vardır. Mesela Fahrettin Aslan da sahneye çıkmamı çok istedi.

 

Neden istemediniz? İnsanları mutlu etmek adına yapılmaz mıydı?

Metin Akpınar: Orada bir sürü şey var. Hem insanları mutlu etmek, hem para kazanmak var. Fena bir iş değil yani.

 

E kazanırdınız…

Metin Akpınar: Kazanırmışım ama artık çok zor. Çok ısrar etti hatta birkaç şarkı da söyledik anı olarak ama doğru dürüst bir albüm çıkarmadık. Ama bunun nedenleri de var. Klasik parça okursanız altyapınız olmadığı için sizlerin sayısı azınlıkta. Onun satış imkanı azdır. Arabesk okursam bize yakışmaz. O yüzden oraları biraz karışıktı. Ama arşivde dursun diye bir şey yapmak mümkün. Epey malzeme var. Kayıtlı malzememiz çok.

 

Sizi sevenler filmlerdeki şarkılarınızı topluyor arşiv olarak…

Metin Akpınar: Tabii Türkiye’de ilk klibi yapan adamım. Daha bu klip lafları yokken, TRT’de havuz başında şarkı söyleyip, havuza düşen benim!

 

Üniversitede öğrencilere ders verdiniz ama el verip de birilerini tam manasıyla yetiştirmediniz değil mi?

Metin Akpınar: Evet yıllarca üzerinde çalışıp çıkardığım yok. Ama dediğiniz anlamda bir el verip, yol gösterip, yardım ettiğim çok ve bundan da gurur duyarım. Minicik beyaz entarisiyle gelip; “Ben tiyatrocu olmak istiyorum” diyene yardım edip de sonra bana telefon ederek; “Ben tiyatrocu oldum sizin yol gösterdiğiniz şekilde” diyen vardır. Buna benzer çok arkadaşım arayıp beni sevindirmiştir. Tiyatroda olmasa da okuttuğumuz, mezun ettiğimiz, hatta ilkokuldan alıp üniversitelerden mezun ettiğimiz öğrencilerimiz var. Onlarla gurur duyuyorum. Tiyatro iyi bir meslek. 38 sene, 40 sene bir tiyatroda çalışıyorsanız, oradan birileri mezun olur.

 

Ama sizin beyninizin içindekilerden birebir yararlanmak vardı…

Metin Akpınar: Bunu Ruslar denedi, köpekte başardılar ama insanda olmuyor. O yüzden şimdilik yapılmıyor.

Nilgün Kasapbaşoğlu: Yani anlayın ne kadar şanslı olduğumu.

 

Metin Bey tekrar olamaz mı Devekuşu Kabare gibi bir proje?

Metin Akpınar: Hayır, olamaz. Bir prodüksiyonda oynarız ama yeniden tiyatroda yaşatmak olamaz. Kabare tiyatrosu çok dinamo istiyor. En gıpta ettiğim sanatçı Yul Brynner’dır. Sahneye çıkar, bir sandalyede oturur oyununu oynardı. Böyle şans bizde olmuyor. Bir süre sonra genç arkadaşlar yaşlı oynamaya çalışıyorlar işte Nilgün’ün dediği gibi. Kışın denize gireriz, yazın palto gireriz. Bir türlü ayarlanmaz bizde işler!

Bookmark and Share