Alternative content

Get Adobe Flash player

En sinirli anımda bile gülerim

Saba Tümer, kahkahalı jenerik müziği eşliğinde sabah programına başladı. Bu kez roller değişti, ben sordum o cevapladı. Değişmeyen tek şey Saba Tümer’in kahkahalarıydı.

30 Eylül 2011 Cuma 20:23

saba tümer pınar yılmazerler pinarabla.com

Pınar YILMAZERLER


Bir sürü hoş, akıllı, sohbet etmeyi bilen kadın var. Ama herkes Saba Tümer olamıyor. Nedir bu işin sırrı?

Herkesten bir tane var çünkü. Teşekkür ederim bu arada sözlerin için. Bu olunulacak bir şey değil bu doğuştan böyle. Olunmaz böyle doğulur diyebilirim. Hep böyle olduğum için “Nasıl olunur”un cevabını gerçekten bilmiyorum.

 

Kahkahalar eşliğinde bir program yapıyorsunuz. Ama enteresan bir şekilde de ciddi bir tarafınız var…

Ama ben normal hayatımda da öyleyimdir. Ne çok insanlarla ‘Mıç mıç’ bir ilişkim vardır, ne de çok kopuk bir ilişkim vardır. Herkesle düzeyli olmayı severim. Kendi hayatımda da öyle olduğum için ekranda da öyleyim, bir şey fark etmiyor.

 

Programlarınız sanki ev ortamında yapılan sohbetler gibi…

Evet. Ben zaten insanları seviyorum. Ondan kaynaklanıyor. 7 yaşındaki çocukla da konuşabilirim, 70 yaşındaki amcayla da…

 

Kaç yılınızı verdiniz bu sektöre?

1995’ten beri.

 

1995’ten beri ama son birkaç yıldır tanıyoruz sizi?

Evet ama o belirli dönemi geçirmek gerekiyor. İlk başlarda pat bir yerlere geldin olmaz. Gerçekten hazmede hazmede, tırmana tırmana geldim. Onun için de iyi ki bütün o zorlukları çekmişim, her türlü özveride bulunmuşum kariyerim için. Onun için mutluyum şu anda geldiğim noktadan. Ben hep kalbimin sesini dinledim. O da zaten seni bir şekilde doğru yola götürüyor.

 

1995’te üzüldüğünüz şeylerle, 2011 yılında üzüldüğünüz şeyler aynı mı?

Yine aynı şeylere üzülüyorum. Yine aynı şeylere aynı tepkileri veriyorsun ama yıllar içerisinde neyi öğrendim biliyor musun; insanlarla ilişkimin belirli bir seviyede kalması gerektiğini, yerine göre konuşmayı, daha dikkatli davranmayı öğrendim. Benim zaten insanlarla ilgili içgüdülerin çok kuvvetlidir. İnsanlarla tanıştıktan sonra ondan almış olduğum elektrikle beş aşağı beş yukarı anlarım. O zamanlar daha saftım. Hissediyordum da; “Haydi canım” deyip, şans veriyordum. Şimdi öyle bir şans tanımıyorum.

 

Geçen sezon gece programı yapıyordunuz, şimdi gündüz. Nasıl olacak düzeniniz, hayatınız?

Artık normal insanlar gibi yaşayacağım. Herkes gibi olacağım. Metabolizmam düzene girecek. Çünkü gece işi çok zor, meşakkatli. Artık sabah erken kalkacağım, erken kahvaltı yapacağım. Ekrana erken çıkacağım. Daha iyi olacak benim için.

 

Gece izleyicisiyle, gündüz izleyicisi daha mı farklı oluyor?

Ben izleyici kesiminin çok değiştiğine inanmıyorum. Çalışan insanlar gündüz seyredemeyecekler. Fakat onun dışında çok fazla bir şey değişmeyecek. Gece programımda da her kesimden insan izliyordu, gündüz de öyle olacak. Haftada bir gece programı yapacağım yine. Onları da mahrum bırakmak istemiyorum.

 

Yeni bir kanala, programa geçmek kolay oldu mu?

Tatilin ilk bölümü karar verme süreciyle geçtiği için sancılıydı tabii ki. Kafa hep bir yerdeydi; “Ne yapsam, ne etsem” diye.

 

Bir yorum okudum sizinle ilgili; “Öyle bir kahkaha atıyor ki acaba Saba Tümer’in hiç derdi, tasası yok mudur” diyor.

Tabii var ama o sırada ekrandasın. Ben insanların ağlamaktan sıkıldığını düşünüyorum. Bir haber izliyorsun, gazete okuyorsun her şey çok karamsar ve kötü. Bir şeylere de iyi taraftan bakıp, o kafayı dağıtmanın iyi olduğunu düşünüyorum. Ben özel hayatımda da aynı şeyi yapıyorum. En sinirli olduğum zaman en çok güldüğüm an. Çünkü o negatif enerjiyi ancak öyle atabiliyorum üstümden. Geçenlerde bana Twitter’dan şöyle bir şey yazmışlar; “Hayatı gözyaşlarınla ödüllendireceğine, gülüşünle cezalandır!” Çok hoşuma gitti. Sonuçta bir yerde de sorunlara bir es vermek gerekiyor. Kredi kartı mı ödeyeceksin, iş mi bulacaksın hep dert üstüne dert. Programın süresi her ne kadarsa, onu seyrederken birazcık dertlerden uzaklaşıyorsan ve ben seni uzaklaştırabiliyorsam ne mutlu bana. Doktora gidiyorsun; “Şuram ağrıyor” diyorsun. “Stres” diyor, her şeyin başı stres.

 

Herkesin gülmeye ihtiyacı var hayatta. Gülen ve güldüren insanın eleştirilmesi de bana biraz haince geliyor.

Bana gelmiyor. Çünkü herkes herkesi eleştiriyor ve istediği kadar da eleştirsin. Ben böyleyim. İnsanın aklının dağılması lazım. Öteki türlü gerçekten yaşam zor. Bu dünyadayız. Bir taraftan da keyif almamız gerekiyor şartlar ne olursa olsun. Hep iyi tarafından bakmak gerekiyor. Pozitif düşün, pozitif olsun. Devamlı ağla ağla bir yere varamazsın ki!

 

Hep konuklarınızı ağırlayacağınız program tipine devam mı edeceksiniz, yoksa televizyonculukla ilgili farklı program projeleriniz var mı?

“Şunu da yapayım, bunu da yapayım” diye öyle hayal kuran bir tip değilim. O sırada gelen teklifte kendimi o işin içerisinde görüyorsam, onun arkasından gidiyorum. Ama bir sene sonra ne yaparım bilmiyorum. Bana 3 ay önce gelseydin, gündüz programına geçmeyeceğimi söyleyebilirdim. Benim o anlık halet-i ruhiyem.

 

Madem bu kadar hayat dolu bir kadın var karşımda. O zaman doğal olarak merak ediyorum; bu kadını anlayan birini ne zaman göreceğiz yanında?

Olduğu zaman göreceksiniz. Bir sevgilim yok çünkü. Ünlü olmayan biriyle beraberdim. Şimdi ne gerek var onu ortalığa çıkarmaya? Kimsenin bilmesine gerek yok. Gerçekten meşhur biri olursa hayatımda bilmeniz gereken, bunu ilk benden duyacaksınız. Ama öyle bir şey yok daha. Bir de gece çalışınca çok zor. Bir erkek için de zor. Kız arkadaşın eve geliyor, sabah saat 3:00’te. Zor bir şey yani. Bir de şunu eklemek istiyorum; artık şöhretin sözlük anlamı eşittir hakkında kolayca yakıştırma yapılacak kişi gibi bir durum söz konusu oldu. Onun için bizi okuyanlara şunu söylemek isterim ki; benim ağzımdan bir şey duymadıkları sürece yazılanlara, çizilenlere inanmasınlar.

Bookmark and Share