Hayat öpücüğüm Eliz'den
2 yıl aradan sonra “Aşklarım Büyük Benden”le müziğe hızlı bir dönüş yaptı Murat Boz. Yine televizyon programı tadında bir röportajdı. Çok güldük, eğlendik. Murat Boz meslek hayatından, 4 buçuk yıllık aşkı Eliz’e kadar her şeyi tüm samimiyetiyle anlattı.
16 Mayıs 2011 Pazartesi 12:58
PINAR YILMAZERLER
“Hayat Öpücüğü”nü dinleyince aklıma geldi; zor zamanlarınızda hayat öpücüğünüzü kim verir?
Kimin verdiği belli! Her zaman söylüyorum; hiç arkama bakmadan sırtımı yasladığım biri Eliz. Onun varlığı bana güç veriyor.
Sizin camiada ilişkileri yürütebilmek biraz zor. 4 buçuk yıldır sizin sırrınız nedir?
Yapı itibariyle tek eşli bir insanım. Biz de her çift gibi Eliz’le yoğun tartışmalı dönemlerimiz oluyor. Hatta kavgaya gidebilecek durumlarda oluşuyor ama muhakkak birimiz geri adım atıyoruz. Fedakarlık olmadan yürüyebilmesi imkansız. Sevgiyi ayakta tutabilmek için fedakarlık yapıyoruz.
Albüm hazırlama süreci nasıl geçti bu arada?
Ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim. Şarkı söylemek benim mesleğim ve aşık olduğum bir şey. İşimde inanılmaz titizim ve çok pimpirikliyim. Birçok şeye takılabilirim. Ben şarkının sözünden müziğine, aranjesinden söyleniş tarzına kadar her şeyde çok fazla titizim. 2 sene önce bu albüm yoktu ama nasıl şarkılar olması gerektiği daha o zamandan belliydi.
Tamamen içinize sindi mi peki?
Bu albüme inancım sonsuz. Elbette ki insanların benden bir beklentisinin olması endişeyle karışık insana çok büyük bir sorumluluk da veriyor. Her şey bir kenara, insanım ve doğal olarak birtakım endişelerim oluyor. İşimi çok iyi bilirim. Sonuçta müzikle ilgili gerçekten iyi eğitilmiş, 2 üniversite okumuş, konservatuvar ve liseyi de müzik eğitimi alarak okumuş biri olsam da bir soru işareti ve endişe insanın kalbinin köşesinde bir yerde duruyor. Ama bu da şu: Umarım benim beğendiğimi onlar da beğenir. Çünkü bu 9 şarkı benim aşkım. Bu arada müziği biliyorum diyorum ama şarkıların karar sürecinde; “Kesinlikle şunu yapmam. En iyisini ben biliyorum” demem. İşin tekniğini çok iyi bilirim ama histir müzik. O yüzden ya Eliz ya Ahmet Çelenk, ya marka danışmanım Selim Akar ya da menajerim Hakan, bu işlerden anlayan veya müziğin içinde olmayan insanlara bile dinletip fikir almayı severim.
Bu kadar stres arasında rahatlamak için ne yapıyorsunuz?
Ben hüsnü kuruntuluyumdur bazı durumlarda. Özel bir şey yapmıyorum ama hayata olumlu tarafından bakmaya çalışıyorum son 2-3 senedir. Bir konuyla ilgili endişelerim mi var, aklıma o an daha önce yaşadığım olumlu şeyleri getiriyorum. Pozitif düşününce o endişeden sıyrılıyorum.
Genç kızların çılgınca Murat Boz aşkına ne diyorsunuz?
Bayılıyorum, çok hoşuma gidiyor. Onlar benim bu işe aşkla bağlanmamın temel nedenlerinden biridir. Tabii bu işten para kazanıyoruz, standartlarımız var ama temel neden gerçekten istenmek, arzu edilmek, sevilmek, aşık olunmak. O yüzden ben bu sevgiyle onların karşısında daha da küçüldüğüme inanıyorum. Kariyer anlamında büyüyorum ama büyüdükçe küçülüyorum diyebilirim.
Bir şarkı sözünüzde seven insanın her şeye katlandığını söylemişsiniz. Her şeye katlanır mı gerçekten ya da neye katlanmaz?
Bu kişiden kişiye durumdan duruma da değişir. Zamanında bir şarkıda vardı “Aşk Her şeyi Affeder mi” diye.
Affeder mi?
Affeder neden olmasın! Ben affedebilirim. Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. İnsanlar soracaklar; “Affedilir mi” diye ama ben affedebilirim. Benim onu seviyor olmam ve nasıl gördüğüm önemlidir. Karşı taraf hata yapabilir, ben karşılıklı konuşmaktan yanayım. Tabii bu bugünün hissiyatı içerisinde söylediğim bir şey.
Karşımda bir saattir gayet masum bir adam oturuyor. Peki bu kliplerdeki seksi adam kim?
Şu an bulunduğum ortamda konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Ben özel hayatımda da gevezeyimdir, susmam. Konuşmayı, dinlemeyi, anlatmayı çok severim. Ama sahne ve klip çekimlerinde şarkıları seslendirirken başka biri oluyorum. En özgür, en saf, en temiz olduğum yer sahne. Duygularımı yoğun yaşadığım başka bir yer olmuyor.
Eliz dese ki; “Ben yokum artık hayatında, çıktım.” Ne yaparsınız?
Ben Eliz’e de her zaman söylüyorum. Bir insanla ilişki yaşamak güzel bir şeydir. Bir sinerji ve ben bu sinerjiyi seviyorum. Ama birey olarak her zaman, her şeye hazırlıklı olmak zorundayız. Mutlu olabilmeyi, ayakta kalabilmeyi isteriz. Çözülebilecek problemse Eliz’e “Git” demem. Ama o kararını verdiyse, gerçekten bunu anlarsam tabii çok üzülürüm, bu beni de yıpratır ama sonuçta hepimiz ayrılıklar yaşadık. Daha önce de yaşadım o da yaşadı. O yüzden ayakta kalırım. Ayakta kalmak zorundayız. Sonuçta biz her ne kadar aşk da yaşasak benim aşkla bağlandığım bir mesleğim ve sevenlerim var. O yüzden her şeye rağmen hayat devam etmeli.
Eliz güçlü bir karakter ve hayatınızın tam merkezinde görünüyor...
Hafif cadalozlukları da olmuyor değil! Kadınlar benim hayatımda önemli. Eliz’in durumu da kolay değil. Çok ilgi gören bir insanım ve bunu kaldırabilecek yapıya ve karaktere sahip olduğu için yaklaşık 4 buçuk senedir birlikteliğimiz devam ediyor. Bana enteresan önerilerde bulunuyor. “Bu klipte öpüşsen mi acaba” falan diyor.
Onun sözü üzerine öpüştünüz mü?
Bu klipte olmadı. Şarkı ve klip yönetmeninin de isteğine bağlı olarak karar veriyoruz. “Aşklarım Büyük Benden”de öyle bir şey düşünüldü ama vazgeçildi teknik nedenlerden de dolayı birazcık. Ama demek istediğim Eliz bu öneriye soğuk bakmıyor ve bana kendi söyleyebiliyor. Bir kadının çok rahat kabullenebileceği bir durum olmaz herhalde.
Diğer taraftan da kız arkadaşının sözünden çıkmayan, ezik biri gibi görünüyorsunuz…
Evet Eliz’le 4 buçuk senedir birlikteyim. Bizim yaşadığımız durumdan ben veya Eliz rahatsız değiliz. Bu enerji benim işime daha iyi konsantre olmamı ve daha iyi yapmamı sağlıyor. Ayrıca o benim stilistim; “Şunu giyme” dediğinde giymeyebilirim. Biz bir ilişki yaşıyoruz ama ilişkimizin dışında iş ilişkimiz ayrı. Orada çok ciddi kavgalarımız da olur ama asla ilişkimize yansımaz. Dışarıdan biri baktığında bizim gerçekten ayrılacağımızı düşünebilir, o derece ciddi kavgalar ederiz. Sonuçta Eliz benim kişisel menajerim aynı zamanda. İş - aşk ayrımını çok iyi dengeledik. Yoksa bu ilişkinin yürümesi imkansız.
Ünlüler dünyasında isimlerin birbirlerine destek olduğunu pek görmeyiz ama siz Soner Sarıkabadayı ve Murat Dalkılıç’a çok destek oldunuz…
Dalkılıç da, Soner de kariyerlerine yeni başlamış değiller ve yüksek potansiyele sahipler. Soner senelerdir endüstrimizde besteci olarak var oldu, olmaya da devam ediyor. Şarkıcılıkta da ayrı yolda ilerliyor. Ben kötü bir insan değilim ki! Herhangi bir kişiyi kendime rakip olarak görmem imkansız. O yüzden bu sadelikte ve bu bakış açısıyla, hislerim böyle olduğu için gerçekten Soner’le ve Murat’la gönülden arzulayarak bu işleri yaptık ve iyi bir şey yaptığımıza inanıyorum. Ben ikisini de çok başarılı buluyorum. Allah ikisinin de yolunu açık etsin.
Bir de bir araya gelmişken şunu sorayım; “Buralardan Giderim” klibinizdeki makyajlı görüntülerinizle çok eleştiri almıştınız. Neden o kadar makyaj vardı yüzünüzde gerçekten?
Sevgili Burak Ertaş, Belgrad Ormanlarında çekti klibi. Yağmur efekti yaptık ve orada fazla yağmur olduğu için makyaj aktı. Sonrasında klibi izlediğimizde beni rahatsız etmedi. Sonuçta bütün dünya müzik endüstrisine bakıldığında kliplerde makyaj yapmayan yoktur. “Erkek makyaj yapmaz” diye bir tabu kabul edilebilecek bir şey değil. Herkes makyaj yaptırır. Türkiye’deki erkek sanatçıların hepsi TV programlarında, kliplerde, her yerde makyaj yaptırıyorlar. Orada da mesela dudaklarımda bir şey yoktu ama gözlerimde kalem vardı. Suyla karışınca fazla ön plana çıktı. Biz o tabloyu kaçırmışız. Fark etseydim de klibi baştan çektireceğimi zannetmiyorum.
31 yaşındasınız ve yaşınızı göstermemenizin sırrı nedir?
Tabii yüz şeklimin vermiş olduğu bir avantaj var. Minyon surat, küçük burun etkili. Onun dışında bir de ben yurtdışında yaşıyorum ve orada bir şirketim var. Yurtdışında kendime daha fazla zaman ayırıyorum. Spor yapıyorum, yemeklerime dikkat ediyorum.