Alternative content

Get Adobe Flash player

Tabularımı yıkamıyorum

“Aşk-ı Memnu”nun Peyker’i Nur Aysan dizi setinden, özel hayatına kadar her şeyi samimi bir şekilde yanıtladı.

26 Mart 2010 Cuma 14:23

pinarabla.com nur aysan pınar yılmazerler

Pınar YILMAZERLER

“Aşk-ı Memnu” dizisinin sevilen tek kadın karakteri olmak nasıl bir duygu?

Aslında bütün karakterler çok seviliyor. Hepsi de işini çok doğru yaptıkları için tepki alıyorlar zaten. Aslında özüne döndüklerinde onların hiçbiri canlandırdıkları karakterler gibi değiller. Hepsi seviliyor ama Peyker daha aileden birisi. Daha saf, evli ve çocuğu var. Yuvası için her şeyi yapıyor. Fedakarlıkta bulunuyor. Bu yüzden daha çok seviliyor diye düşünüyorum.

 

Biz Peyker’i hiç dişli ve güçlü bir kahraman olarak göremeyecek miyiz?

Şahsen çok istiyorum. Artık Peyker de dişlerini göstersin diyorum ama bakalım neler olacak, ben de bilmiyorum.

 

Canlandırdığınız karakter oyunculuğunuzu geliştiren mi, yoksa zorlamayan bir karakter mi?

Peyker oyunculuğumu zorlamıyor. Aslında ben daha çok oyunculuğumu zorlayacak karakterleri seviyorum. Peyker hep aynı. İyi bir insan, hamile, doğuruyor, duygusal. Ama farklı bir karakteri oynamak isterdim.

 

Ne oynamak isterdiniz mesela?

Çılgın bir karakteri oynamak isterdim.

 

Yerli ya da yabancı filmleri izlediğinizde; “Şu filmde şu rolü de ben canlandırsaydım” dediğiniz bir rol var mı?

Scarlett Johansson’un “İnci Küpeli Kadın”ında oynamak isterdim. Gerçi o da masum bir karakterdi. Ama çılgın karakterde de tıkanıyorum, belirli şeyleri yapamıyorum.

 

Rol gereği öpüşüp, sevişemiyorsunuz…

Evet. O yüzden de masum kadını oynamak kalıyor bana. Zaten Peyker’den sonra eminim bana çılgın bir karakter teklifi gelmeyecek. Bunu hissediyorum. 

 

Bir takım kurallarınız var ama hayatınızın sonuna kadar da oyunculuk yapmak istiyorsunuz değil mi?

Evet ama şöyle bir durum var. “Aşk-ı Memnu” çok güzel bir tat bıraktı. Bundan sonra gelecek projelerde de en çok dikkat edeceğim şey bu olmalı. “Senaryo düzgün mü, yapım şirketi düzgün mü, bu bana bir artı sağlayabilir mi?” Dizi veya sinema yapmış olmak için bunları yapmak istemiyorum. Yine “Aşk-ı Memnu” tadında bir proje gelirse evet derim. Ama gelmezse gelene kadar da beklerim. Para kazanamıyorum diye de düşünmem. Çünkü moda ve tasarım okuyorum. O tarafta da bir şeyler yapmayı istiyorum.

 

Ama hayatınız bambaşka bir akışa girdi. Sete gidip geliyorsunuz, tanımadığınız insanlar sizi seviyor. Böyle bir şeyden de uzaklaşmak zor olur baktığınız zaman…

Tabii beğenilmek çok güzel bir duygu. Zaten yıllarca ara vermem. İnşallah güzel projeler gelir de ben de devam ederim.

 

Evli olmasaydınız Bihter karakterini oynayabilir miydiniz?

Oynamazdım. Çünkü o zaman oyunculuğumu sergileyemeyecektim. Sevişirsin ama ben böyle bir şey yapmak istemediğim için orada güzel bir oyunculuk sergileyemezdim. Bu çok estetik bir konudur. Bir sevişirsin öyle estetik durur ki çok güzel görüntü verir. “Vay be ne güzel oynamış” derler. Ki bizim birçok sevişme sahnesi çok konuşuldu. Birçok dizide olmasına rağmen en çok bizimki konuşuldu. O kadar güzel oynadılar ki ve estetikti. Bu bir sanat. Ben bu sanatı o kadar iyi yapabileceğime inanmıyorum. O yüzden de yapmam. Niye kendimi rezil edeyim!

 

Yetiştiriliş tarzıyla alakalı olabilir belki…

Yetiştiriliş tarzından çok insanın kendine yarattığı tabuları yüzünden. Ben tabularımı yıkamıyorum. Onun etkisi olabilir.

 

Belki bebek yüzlü bir katili canlandırırsınız…

Evet bir katili canlandırmak isterim. “İçimdeki Yabancı” adlı filme bayılmıştım. Ben de oynamak isterim.

 

Genelde bizde oyuncu güzelse hep iyi kalpli insan rolleri veriliyor. Melek yüzlü şeytanlar göremiyoruz çok fazla...

Bunu bence bir tek Uğur Yücel görebildi. Çünkü Kenan İmirzalıoğlu çok temiz yüzlü. Ama ondan bir katil yarattı.

 

Geçen röportajımızda size “Ejder Kapanı”ndan teklif gelmişti ve görüşmeye gitmiştiniz. Ama film vizyona girdiğinde sizi filmde izleyemedik. Neden?

Dediğim gibi tabularımı yıkamıyorum. Bu teklif geldiğinde sevişme sahnesi olduğunu bilmiyordum. Görüşmeye gittim, böyle bir sahne olduğunu söylediler. Onun üzerine tekrar bir görüşmeye gidemedim bile. Çok isterdim Uğur Yücel’in projesinde yer almayı. Ama Berrak Tüzünataç o kadar güzel canlandırmış ki ben bile; “İyi ki ben olmamışım” dedim.

 

Başka kabul etmediğiniz ama ses getiren film oldu mu daha sonra?

Hayır olmadı. Tabii ki sinema teklifleri geliyor. 2 komedi geldi mesela ama ben şu anda komediden ziyade daha ağır işler yapmak istiyorum. O yüzden bekliyorum.

 

Ne kadar devam edecek “Aşk-ı Memnu”?

Biz de bilmiyoruz. Senaristlerimiz bitecek diye bir röportaj verdiler galiba. Biz de zamanla göreceğiz.

 

Beren Saat’in, Nebahat Çehre’nin sette çok kaprisli oldukları yönünde söylentiler var. Bunlar ne kadar doğru?

Hiç doğru değil. Benim böyle bir şey söylemem zaten mümkün değil. Bana ne kadar kapris yapabilirler ki! Biz aynı seti paylaşıyoruz. İkisi de çok sevdiğim insanlar. Bir kere Beren hayatımda görebileceğim en kaprissiz insanlardan bir tanesi. Nebahat Çehre senelerini bu piyasaya vermiş. Ben nasıl kaprisli diye şikayet edebilirim? Benim hakkımda böyle bir haber çıkardılar zaten. Güya bir kafede oturup, hararetli bir şekilde onları eleştiriyormuşum. Bu haberi de bana ilk Beren verdi; “Bak arkadaşım bizim hakkımızda ne haber yapmışlar” diye ve ben şok oldum. Çok üzüldüm ama geçti gitti. Beren ve Nebahat abla beni tanıyor da üstünde bile durmadılar. Ama ben çok etkilendim çünkü alışkın değilim. Ama onlar beni rahatlattılar. Bir de baktığımızda Beren ve Nebahat Abla ile birlikte o kadar az sahnemiz var ki; ben neyinden rahatsız olup da bir de onlar hakkında böyle diyeceğim.

 

Sizin sette gerçekten öpüşürken araya yastık konuyor mu?

Kimse yastık koymuyor.

 

Neden böyle bir şey demiş olabilir Beren Saat peki?

O röportajda soru şöyleydi: “Öpüşme sahnelerinde karşınızdakini rahatsız etmemek için ne yapıyorsunuz?” Beren de; “Kimi dişini fırçalıyor, kimi yastık koyuyor” demiş. “Ben yaptım” dememiş ki!

 

Neden yönetmeniniz daha sonra; “Öyle bir şey yok” dedi peki?

Yönetmen öyle bir şey demedi ki zaten. Her şey yanlış anlaşıldı.

 

Siz Beren Saat’i düzenli olarak sette görüyorsunuz. Sizce şöhreti kaldıramadı mı?

Beren’in üstüne o kadar geldiler ki! Artık A dese B diye yazılıyor. Aslında çok güçlü. Ben çok seviyorum ve takdir ediyorum Beren’i.

 

Bir çok insanın idolü olan Nebahat Çehre’yle aynı settesiniz. Minik sırları var mı bu kadar hoş olmasıyla ilgili?

En büyük sırrı; yemeklerini düzenli yiyor olması. Çok disiplinli. Güne çok erken başlıyor.

 

Bu arada moda eğitimi alıyorsunuz. Okul nasıl gidiyor?

Okulda artık son senem ve bitirme projem var. Defile yapacağız, ona hazırlanıyorum.

 

İleride modacı olmayı düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum. En çok istediğim de bir dönem filminde kostüm tasarlamak.

 

Neden son zamanlarda sahneleriniz az?

Bilmiyorum ki daha çok Bihter, Behlül, Nihal ve ailedeki o karmaşaya yöneldiler. Nihal’e doğru kaymaya başladı artık. Onu biraz göstermek istedikleri için ister istemez bizim sahnelerimiz daha aza iniyor. Bir de şimdi çocuk doğurdum filmde.

 

Evli bir kadın birine aşık olabilir mi?

Olabilir. Gönül bu sonuçta. Ona nasıl engel olabilirsin ki!

 

Ya siz başka birine aşık olursanız?

Olamam ben. Büyük konuşmamak lazım ama olmam. Kadınlar evlerinde istediklerini bulamadıkları zaman onu dışarıda aramaya başlıyorlar. Bir tarafın eksik oluyor ve onu başkasıyla doldurmaya çalışıyorsun. İster istemez  gönlün başkasına kayıyor. İstem dışı bu. Ben kızmıyorum başka birine aşık olan insanlara. Çünkü engel olamıyorsun. Kim; “Ben evlendikten sonra başka birine aşık olacağım” deyip de evlenir ki!

 

Peyker’in hayatını yaşayıp, kamera stop deyince Nur olmak nasıl bir his?

Onun bocalamasını başlarda çok yaşıyordum. Alıştım artık.

 

Neden ikilem yaşamıştınız?

Evde de çoluk çocuk arıyorum. İnsanın kendini ekranda izlemesi ve gelen tepkiler; “Ne oluyor, ben neredeyim” havası yaratıyor. Değişik bir şey. Mesela ekranda toplu gözüküyorum ya, diyelim ki 3 gün anneme gitmedim. Annem; “Sen çok zayıflamışsın” diyor. Halbuki kilom oynamıyor.

 

Eşinizin sizinle gurur duyuyor olmalı…

Eşim beni çok sert eleştiriyor. Bazen; “Bak orada ne kadar bakımlısın. Evde de baksan ya kendine” diye kızıyor. Çünkü ben evde saçım toplu, pijamalı bir kızım. Kocam; “Azıcık kadın ol” diyor bana.

 

Dizide bebek sahibisiniz. Gerçek hayatta da var mı çocuk planlarınız?

Bu arada herkes beni hamile zannediyor. İnternette bir yorum okudum; “Nur Aysan gerçek hayatta hamile olduğu için dizideki bu hamileliğin uzamasının nedeni buna bağlıdır. Kimse yanlış anlamasın” diye. Gazeteciler beni hamile zannedip, röportaj için arıyorlar. Herkes o kadar benimsemiş ki benim hamile olmamı. Ama değilim yani. 


(17 Mart 2010 Kelebek/Hürriyet)

Bookmark and Share