Benden iyi jüri üyesi yok
“Popstar” yarışmalarının kıdemli jüri üyesi Armağan Çağlayan, son haftalarda türbanlı yarışmacı Çiğdem’le ilgili olarak Bülent Ersoy’la girdiği tartışmalardan, bugüne dek hedef olduğu eleştiri oklarına kadar her şeyi tüm içtenliğiyle paylaştı.
26 Mart 2010 Cuma 13:37
Pınar YILMAZERLER
Kartvizitinizde meslek olarak ne yazıyor?
Kartvizitim yok ki!
Olsaydı? Jüri üyesi yazar mıydı?
Aslında “Ne meslek yapıyorsunuz” diye sorduklarında ne demem gerektiğini bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim: “Türkiye’de benden daha iyi bir jüri üyesi yok!” Ajda Pekkan’dan tutun da bir çok kişi jüri üyeliği Türkiye’de benden daha iyi bir jüri üyesi olduğunu düşünmüyorum, benden daha iyisi de çıkmadı zaten. Sıradan gözüken bu işi popüler hale getirdim.
Peki nedir sizin farkınız?
Emek harcıyorum. Sadece oturup yayın günleri olanı biteni eleştirmiyorum. 1 hafta boyunca çalışıyorum, hazırlık yapıyorum. Yerel gazeteleri bile takip ediyorum. Çünkü yerel gazetelerde yarışmacılarla ilgili çok şey çıkıyor. Mesela yayın bitiyor, o gece 150-200 tane mail geliyor ve bu durum bir hafta boyunca devam ediyor.
Yani insanları bir dedektif gibi araştırıyorsunuz…
Mesela yarışmacılardan Ramazan var. O daha önce bir albüm çıkartmış. Yarışma sırasında bunu söylememişti. Ben sorunca söyledi. Bunlar çok ciddi araştırmalar değil ama onu doğru yer ve zamanda kullanmak gerekiyor. Özel hayatla ilgili gelen mailler de oluyor ama onları kullanmayı çok doğru bulmuyorum.
Türbanlı yarışmacı Çiğdem’le ilgili de bir takım eleştirileriniz oldu…
Benim savunduğum şey şu; türbanla şarkı söylenebilir ama türbanla popstar olunmaz. 1.20 boyunuz varsa basketçi olamazsınız. Her şeyi olabilmenin bir şartı var. Gerçi bunu yine toplum belirler ama şu an Türkiye’de türbanlı birinin popstar olamayacağını düşünüyorum. Bu benim fikrim ama ben böyle söylüyorum diye bu olamaz anlamına da gelmiyor. Türbanlı biri birinci çıkabilir ama iş orada bitmiyor. Önemli olan bunu devam ettirmek.
Peki eleştirilerinizin Çiğdem’e yarayacağı ihtimalini düşünmüyor musunuz? Siz kimi eleştirseniz, o insan oy topluyor çünkü.
Olabilir. Ama şu anda öyle gözükmüyor. Popstar olabilmek, iyi şarkı söylemekle alakalı bir şey değil. Bence türbanı olmasa da Çiğdem popstar olamaz. O bir ışık meselesi. Mesela biz 60 yaşındaki Ajda Pekkan’ın ne kadar güzel bacakları olduğunu, ne kadar hoş bir kadın olduğunu hala konuşuyoruz. Onu takip ediyoruz. Sadece şarkısını söylemiyoruz. Çiğdem’le ilgili bana çok mail geliyor. Kimseye yaranamadım. Kendini laik diye tanımlayan insanlar da tepki maili atıyorlar.
Ne diyorlar mesela?
Bana göre bir bayanın türbanla üniversiteye alınmaması dünyanın en saçma kurallarından biri. Bunu çok cinsiyetçi buluyorum. Erkeklerin içinde de aynı zihniyette olanlar var ama onları ayırmıyoruz alıyoruz okula. Bence başı kapalı bir insan da şarkı söyleyebilir buna hiçbir itirazım yok. Şöyle olsaydı çok anlayabilirdim; türbanı öyle bir yaparsınız ki o başınızda türban gibi durmaz. Şık gözükür. Kıyafetle bir bütün haline getirilebilir. Çiğdem’in durumu böyle değil. O tamamen türban örtüyor.
Bu olay programın reytinglerine de yaradı…
Evet ama şimdiye kadar hiç türbanlı biri gelmemişti. Ben hala aynı şeyi savunuyorum, türbanla şarkı söylenir ama popstar olunmaz. Fakat üzülüyorum. Çünkü garip bir şekilde Çiğdem’in hakim olmadığı başka bir yöne gidiyor olay. Ben Çiğdem’e; “Siz açık da olsanız sizden popstar olmaz” dediğimde o da bana; “Bence de” dedi. Bence tartışma orada bitmişti.
Sizi tanımaya başladığımız ilk yıllarda yapılan bir röportajınızda; “Beni halkın yüzde 70’i sevmiyor, yüzde 30’u seviyor” demişsiniz. Yıllar içinde bu rakamı arttırmayı nasıl başardınız?
Bence insanlar tarzımı anladı. Oradaki yarışmacıya; “Bu olmadı” demek kötü bir şey değil. Bence olmadığı halde; “Oldu” demek kötü bir şey. Olmayacak bir şeye; “Popstarlık bir sesin” var demek olmaz. Mehtap için de herkes “Olmayacak” dedi. Ama Popstar’dan çıkıp da tek başına TV programı sunan tek kişi Mehtap. “Ama sesi yok olmaz” dediler, bal gibi de oldu. Önce ses lazım diyorlar, madem öyle neden herkes bir sürü kıyafet diktiriyor? Ajda Pekkan’ın bir röportajı vardı; “Sahne ışık demektir. Ben o sahneden indikten sonra benim kıyafetimi, dekoltemi kimse konuşmuyorsa, evimde oturur zeytinyağlı yemek yaparım” diyor. Süper laf bence. O zaman sadece sesle oluyorsa, İnci Çayırlı’nın çok güzel sesi vardır. Ama İnci Çayırlı deyince akla popstar gelmiyor. Diyorlar ya nota bilmesi lazım diye, 10 tane popstardan 8 tanesi nota bilmiyor. O zaman ne olacak! Mesela Demet Akalın, İbrahim Tatlıses, Sezen Aksu, Serdar Ortaç nota bilmiyorlar. Nota biliyorsun da ne oluyor?
Yarışmadan sonra kendinizi izler misiniz?
Ben kendimi izlemem. Çünkü kendimi seyredersem, bir hafta sonra elimi öyle koymamam lazım, öyle bakmamam lazım diye hesap yapıyorum. Kendimi izlemeye tahammül edemiyorum. Hoşuma gitmiyor.
Siz insanları çok eleştiriyorsunuz. Peki bugüne dek şahsınıza yapılan ve en çok içinize oturan eleştiri neydi?
Bundan iki hafta önce benim evim yayınlandı bir TV programında. Sonra bazı sitelerde “Bir jüri üyeliği ile bu kadar para mı kazanılır” diye haberler çıktı. Sonuçta ben avukatlık yaptım, yapım şirketinde genel müdür yardımcılığı yaptım. Ben bütün hayatımı ve bütün paramı bu işle kazanmadım ki! Gidip baksınlar, en çok gelir vergisi ödeyen kişi olarak ödülüm bile var. Ama ben bunları hiçbir zaman başka insanlar gibi duyurmadım. Reklamını yapmadım. 42 yaşındayım ve bu parayı son 5 yılda kazanmadım.
Bülent Ersoy’un olduğu ortamlarda insanlar kendisinden çekinip, fikirlerini rahatlıkla açıklayamıyorlar. Siz kendisinden çekiniyor musunuz?
Hayır. Neden çekineyim ki! Ben çekinmiyorum ama çekinen varsa bilmiyorum. Herkes oraya fikrini söylemek için oturuyor. Eğer fikrimi söylemiyorsam, o parayı hak etmiyorum demektir. Sonuçta bana o parayı fikrimi söyleyeyim diye veriyorlar. Eğer ben orada fikrimi söylemezsem kazandığım parayı hak etmiyorum anlamına gelir. Hepimiz uygar insanlarız. Kavga da edilir, tartışılır da ama program bittiğinde normal hayata devam edilir.
Yeni kişiler katıldı ekibinize. Metin Akpınar ve Gülben Ergen’le çalışmak nasıl?
Gülben’i çok eskiden tanırım, eski bir arkadaşım zaten. Metin Bey’le ilk defa tanıştım. Onunla çalışmak da, kulis arkası da keyifli.
“Şu oyunculuğu deneyeyim kenarından köşesinden” diyor musunuz?
İnşallah. Buradan pas attık artık!
Mesela nasıl bir rol istersiniz?
Onu yapımcılar bilir ben bilemem. Mesela “Elveda Rumeli”de oynamak isterdim. Ama şaşırtıcı bir şey yapmak lazım. Tanınan karakterden başka bir şey oynamalı. Mesela biri vamp kadın oynar, hayatı boyunca o rol üstüne yapışır. Türkiye’de insanlar da buna hazır değil, çok klişe şeylere alışmışız. Belki de şaşırtıcı bir şey yapmalı.
İkili ilişkilerinizde zor biri misiniz?
Hayat yarışma değil ve ben kendi hayatımın jürisi değilim.
Herkesi rahatlıkla eleştiriyorsunuz. Sevgilinizi de sıklıkla eleştirir misiniz?
Susarım ben genellikle. Ama bence o daha kötü bir şey. Kimsenin hayatı beni ilgilendirmez, nasıl isterse öyle yaşar. Bana uygun değilse, “Onun yolu başka, benim yolum başka” diye düşünürüm.
Ya severseniz…
Ne kadar çok severseniz sevin, uyuşmuyorsanız bir süre sonra bitiyor.
Yaşadığınız ilişkilerden sonra aşk adına hayatta ne öğrendiniz?
Aşk insanı olgunlaştıran bir kavram.
Bazen; “Bu camiada olmayıp da avukatlık yapsaydım” dediğiniz oluyor mu?
Bazen aklıma geliyor. Küçük bir kasabada bir avukatlık bürosu açsam bana müşteri gelir mi diye düşündüğüm oluyor. İstanbul’da avukatlık yapmak istemem. Burada avukatlık yapmak, sekreterlik yapmak gibi. Çünkü yazılı sisteme dayanıyor. Ben 5 yıl avukatlık yaptım. 5 yıldan sonra başvuru yapıp noterlik belgesi alınabiliyordu. Keşke başvurup belgemi alsaydım. Şimdi de yaşım geçti. Bunun için çok pişmanım.
Bu yarışma hiç bitmeyecek mi sorması ayıp?
Popstar’ın bitmesi çok zor. Her zaman küllerinden yeniden doğar. Aslında TV de kendini yenileyen bir şey. Popstar’ın anası aslında ilk olarak Türkiye’de yapılmış. Ama o yıllarda dünya televizyonlarına satılmamış. Düşünün ben o zaman çocuktum. Toto Karaca, Huysuz Virjin, Öztürk Serengil vardı. Yarışmacılara puan verirlerdi. Fatih Mühürdar o yarışmadan çıktı mesela. Tabii yapımcılar bilir ama bence artık bir pop yarışması yapmak lazım. Çünkü yapılmayalı çok oldu.
Bu yarışmalardan hiçbir star çıkmadı. Neden?
Popstar Alaturka’dan bir star çıkması zor. Çünkü insanların alaturkaya ilgisi az. Pop müziğe çok ilgi var. Popu yaratan gençler. Alaturkanın ise şöyle bir iyi yanı var. Buradan çıkanlar TRT’ye gidiyorlar. Bizim yarışmadan çıkan 6 kişi TRT’de kadrolu şarkıcı oldu.
“Star ışığı vardı ama olmadı” dediğiniz kim var bugüne dek olan yarışanların içinde?
Firdevs vardı. Ama bu fırsattan yararlanmayı bilmedi.
(2009 Kelebek/ Hürriyet)