Alternative content

Get Adobe Flash player

Aşk mı alışkanlık mı?

Uzun zamandır birlikteydiniz, ayrıldınız. Acı çekmene sebep olan şey; aşk mı, alışkanlık mı? Birlikte olduğunuz zaman içinde onunla yaşadığın her andan zevk mi alıyordun, yoksa yalnız kalmamak için ona mı ihtiyacın var! Arkandan ne diyorlar?

05 Nisan 2010 Pazartesi 12:16

Aramayı senin yaptığın en uzun telefon görüşmesinin süresini hatırlıyor musun?

a) 30 dakika altı

b) 30-60 dakika arası

c) 1 saatten fazla

d) Hatırlamıyorum ama çok uzundu.

 

Çok sevdiğin bir akraban evleniyor, düğüne gitmek için giysi alacaksın...

a) Önemli olan onlarla birlikte olmam.

b) Terziye gidip hayalimdeki elbiseyi diktiririm.

c) Vitrin vitrin dolaşırım.

d) Bildiğim en iyi mağazayı didik didik ederim.

 

Ayrılığınızın ilk haftası nasıl geçer?

a) Evde, buzdolabı ile televizyon arasında...

b) Gezerek...

c) Başka bir sevgili arayarak...

d) Arkadaşlarla dışarıda kafa dağıtarak...

 

Tutarlılık sence ne demek?

a) Söylediğinle yaptığının birbirini tutması

b) Farklı ortamlarda birbirini tamamlayan davranışlar sergilemek

c) Bir tür kendi kendine despotluk biçimi

d) Bugünden yarına değişmemek

 

Mutlusun, ama yine de bir eksik var…

a) Hala yeterince zengin değilim.

b) Hala yeterince arkadaşım yok.

c) Bu an geçecek.

d) Ama bir zamanlar mutsuzdum.

 

Odanda en çok zaman geçirdiğin köşe…

a) Aynanın karşısı

b) Yatak

c) Bilgisayar masası

d) Kitaplığın önü

 

A’lar çoğunluktaysa;

Pinti

Senin biraz cimri olduğunu düşünüyor etrafındaki insanlar. Sadece para ya da nesnel varlıklarını paylaşmak konusunda değil, insanların sorunlarını, çabalarını paylaşmak konusunda da biraz gönülsüz gibisin. Her şeyin, herkesin, bütün o ortaklaşa aktivitelerin dışında durmanı da buna bağlıyorlar. Nereden bilsinler senin içinde yaşadığın koşulları, endişelerini... Kimseye bir şey açıklamak zorunda değilsin, ama arada bir arkadaşlarının yanında görünmek için koşullarını birazcık zorlamak da fena fikir olmayabilir.

 

B’ler çoğunluktaysa;

Rahatına düşkün

Senin zora gelemediğini, kolay işlerin peşine düştüğünü, biraz zorlanmaya başladığında ise ortadan kaybolduğunu söylüyorlar. Mücadeleci bir kişiliğin yok. Hele önünde buna değeceğini düşündüğün bir durum belirmemişse, kılını kıpırdatmıyorsun. Bugünden yarına değerini kaybedecek dünyevi ya da idealist düşünceler çok umurunda değil. Kimseyi kendin gibi düşünmeye zorlamıyor, ama kolay kolay düşüncelerinden de vazgeçmiyorsun.

 

C’ler çoğunluktaysa;

Şıpsevdi

Anlaşılan gönül işlerin milletin diline düşmüş. Seni bu konuda eleştiriyorlar. Tam bir kalp hırsızısın. Fakat bunların senin için fazla önemi yok. Kıskanıldığını, kimbilir kaç kişinin yerinde olmayı istediğini biliyorsun. Keyfine bakıyor, gülüyor geçiyorsun. Yalnız dikkat et. Bazen bu söylentiler senin canını sıkabilir.

 

D’ler çoğunluktaysa;

Dengesiz

Bugünden yarına değişebilen kararların ve sahip olduğun şeylerden kolayca vazgeçme cesaretin insanların senin dengesiz olduğunu düşünmesine neden olmuş. Bunun asıl sebebi hiç düşünmeden verdiğin acele kararlar. Biraz üzerinde düşününce başka türlü olması gerektiğini fark ediyorsun. İyice ölçüp biçmek yerine deneme yanılma yöntemiyle öğreniyorsun. Zamanla bu deneyimler önemli bir birikime dönüşecek ve kimse bunun farkına varamayacak. Sen bildiğini yap, bırak insanlar istedikleri gibi düşünsünler. Hem değişmek de, zaman zaman kararlardan vazgeçmek de insanlık hali değil mi!

Bookmark and Share